AZ GELİŞMİŞLİĞİMİZİN KANITI ERGENE... 20.02.2012 | ÇEVRE MAKALELERİ

            AZ GELİŞMİŞLİĞİMİZİN KANITI; ERGENE!
 
            Av. Güneş Gürseler
            www.gurselertufan.av.tr
 
            Ülkelerin gelişmişlik tanımları  yapılırken, sorunlarını ve çözümlerini bilen ancak bir araya gelip örgütlenemedikleri için bu çözümleri gerçekleştiremeyen  az gelişmiş ülke olarak tanımlanmaktadır.
 
            Türkiye ne yazık ki bir çok alanda bu tanıma uymakta bu alanların başında da Ergene gelmektedir. Ergene’nin sorunlarını ve çözümlerini biliyoruz ancak yaklaşık otuz yıldır örgütlenip bu çözümleri yaşama geçiremiyoruz.
 
            Doğanın içilecek su kalitesinde  sunmaya devam ettiği Ergene Nehrini tarımsal sulamada bile kullanılamayacak hale getirip,   somut bir çözüm bulamayışımız çevre bilincimizin ne kadar yetersiz, çevre sorunlarına yönetsel yaklaşımımızın ne kadar düzensiz ve eşgüdümden uzak olduğunun en açık ve bir o kadar da acı örneğidir.
 
            Trakya’da Ergene Nehri kaynaklı çevre sorunları yıllardır artan boyutlarda yaşanıyor. Kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar bu konuda yüzlerce, belki de binlerce toplantılar yaptı, yapıyor.  Araştırmalar, raporlar, planlar hazırlandı kararlar alındı, alınıyor. Ancak hiçbiri çözümü gerçekleştirecek etkinliği sağlayamadı, sağlayamıyor.
 
Ergene ve Trakya’nın çevre sorunlarını ilk kez 25.2.1988 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden dile getiren ve kamu oyu gündemine çıkaran bir Tekirdağlı olarak hala bir çözüm üretilememesinin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Hemen her gün yerel basınımızda Ergene için bir haber görüp de habere konu etkinlik, demeç ya da raporların çözümden ne kadar uzak olduğunu okudukça umutsuzluğum giderek artıyor.
 
 Ergene’nin suyuna kimyasal madde döküp arıtacağını iddia eden mi istersiniz, kirli suyu kanalla Marmara’ya verip kurtulmayı öneren mi, her biri bir öncekini yok sayan planları yapanlar mı, köylerin gizli pisliğini açığa çıkarıp kanalizasyon yaptım diye kasılarak dereleri de pisleyenler mi istersiniz, hangisini sayayım?
 
Bütün bunları  gördükçe yılardır yazıp söylediklerimi çok özet hatırlatmak istedim.
 
Neden başaramadık ve başaramıyoruz?
 
-                          Siyasetçilerimizin çevre duyarlılığı genelde söylemde kaldı ve başta yatırım politikaları olmak üzere tüm politikaların belirlenmesinde çevre korumacı anlayışla davranılmadı.
-                          Çevre’nin ekonomik ve sosyal kalkınmanın hem kaynağı hem de sınırı olduğu görmezden gelindi.
-                          Çevre   ekonomik kalkınmanın rakibi olarak görüldü.
-                          Çevre bilinci geliştirilemedi, herkesin çevreciliği kendi özelinde kaldı.
-                          Önemli olanın kirletmemek olduğu, kirlettikten sonra geri kazanımın zor,  maliyetli bazen de imkansız olduğu anlaşılmak istenmedi.
-                          Endüstriyel yerleşimin fiziki planlaması yapılmadı.
-                          Çevre korumanın herkesin paylaşması gereken bir maliyeti olduğu görmezden gelindi.
-                          Çevre Bakanlığı yanlış örgütlendi, su havzaları bazında bölgesel örgütlenme yerine her ile bir çevre müdürlüğü kurularak yetki karmaşası yaratıldı.
-                          Mevzuattaki olumlu gelişmeler uygulamaya sokulmadı.
-                          Yargı organının çevre korumacılığına önem veren kararları emsal alınmadı, uygulamamak için elden gelen yapıldı.
 
Bu saydıklarım Ergene’de ve tüm ülkede yaşadığımız çevre sorunları için geçerli ve yapılması gereken de bunları olumluya çevirebilmek.
 
Aslında geç kaldık ama şunu kabul etmeli ve neresinden dönersek kar demeliyiz; EMANETE HIYANET İÇİNDEYİZ.7.2.2011
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Arena Yazılım Web Çözümleri