BİREYSEL SİYASET 10.10.2011 | SİYASET MAKALELERİ

Av. Güneş Gürseler
 
Demokrasimizi tüm unsurları ile kurumlaştırma sürecini henüz tamamlayamadık. Parlamentomuzu, siyasi partilerimizi, seçim sistemimizi, parlamento üyeliğini kurumlaştıramadık ama bu süreçte liderlerimizi kurumlaştırdık. Liderlerimiz kişilikleri ile partilerini de ideolojilerini de aşarak tek başlarına kurum oldular. Kurum olamayanlar da onları örnek alarak davranışlarını düzenliyorlar. Sonuçta ülkemizde siyasetin genelde bireysel amaçla yapılabileceği benimsendi ve bireysellikler yadırganmaz oldu. Yadırganan ise genel amaçları ortaya çıkarıp kendini geride tutmak. Siyasetçilerimiz, "Ne için siyaset yaptıklarını" unuttular. Toplum yararı yerine, kişisel çıkar ön plana çıktı. Siyaset, siyasetçinin kendine ve kendisiyle doğrudan çıkar ilişkisi içindekilere büyük menfaatler sağlaması biçimine dönüştü. Siyasal partiler rant dağıtan kurumlar olarak algılanır oldu.
 
Yaklaşım bu olunca ülkemizde en zor şey bireysel amaçlı siyaseti önlemek ve yenilenmelerin önünü açmak.
 
Milletvekilinin görevi ve sorumluluğunu, özlük haklarını TBMM İçtüzüğünü günümüz koşullarında yeniden düzenleyen kapsamlı bir reformu da gerçekleştiremeyince siyaset herkesin kendisini kurtarma derdinde olduğu çok yıpratıcı, şekilsiz, kuralsız bir nitelik kazandı.
 
İdelojik içeriğe sahip, kuralları içinde işleyen, sağlıklı ve dürüst bir örgüt yapılanması oluşturulamadığı için siyasi parti adı taşıyan birliktelikler de bireyselliği önleyen değil gerektiren unsurlar haline geldiler.
 
Profesyonel siyaset, yani karşılığında devletten belirli bir ücret alınarak yapılan siyasi hizmet, yani milletvekilliği toplum gözünde kamu hizmeti niteliğini kaybetti. Genelde yapılan bütün eleştirilere karşın milletvekili seçmenin ve seçmen yakınlarının bireysel sorunlarına çözüm aramakla yükümlü kabul edildi. Milletvekilinin seçim bölgesinde değerlendirilmesi bu ölçüye indirilip kişisel yetenek, bilgi, kariyer, deneyim gibi özellikler belirleyici olmayınca aday adayı çokluğunun yarattığı rahatlık içinde liderler istedikleri kadroları oluşturma olanaklarını buldular. Bu şekilde oluşan kadroların genel özelliği de bireyselliği sürdürmek oldu.
 
Böyle bir bireysel arayış içinde olmayanların profesyonel siyasi yaşamları ise genelde kısa oluyor. Bu kısa profesyonel siyasi yaşam için kendi ailevi ve mesleki yaşamlarını ikinci plana atan bu tür siyasetçiler milletvekilliği sonrasının maddi ve manevi sıkıntılarını yaşıyorlar ve bu sıkıntılar karşısında onlar da çareyi bireysel siyasette bulup herhangi bir şekilde siyasetin içinde kalmak ve tekrar milletvekili olmak için bireysel arayış içinde oluyorlar.
 
İşte bu iki ana etken siyasette bireyselliği sürdürüyor ve yenilenmeleri de engelliyor.
 
Siyasi başarısızlığın inkar edilemediği durumlarda bile bireysellikte direnmeden vazgeçilmiyor. Parti seçim kaybedip TBMM dışında kalıyor fakat seçim döneminin hemen hemen tüm yöneticileri partiyi yönetmedeki iddalarını aynen sürdürüp aday olabiliyorlar ve bir kısmı da seçiliyor.
 
Çünkü siyaset, meslek ve yaşam biçimi haline gelmiştir, her durumda devam ettirmek gerekir.
           
Çözüm nedir?
 
            - Liderin etrafında oluşan "lidere inananlar topluluğu" nun gerçek anlamda "siyasi parti" konumuna dönüşmesi gerekir.
 
            - Profesyonel siyaset yani milletvekilliği en temel özelliklerine kadar yeniden düzenlenmelidir.
 
            - Seçmenin en geniş tercih olanağı içinde oyunu kullanabileceği bir seçim sistemi kurumlaştırılmalıdır.
 
            - TBMM, Silahlı Kuvvetler, Yüksek Öğretim Kurumu, özel sektör bünyesinde siyasilerin birikim ve deneyimlerini değerlendirebilecek, her alanda politika üretmeye yönelik stratejik araştırma kuruluşları oluşturulmalı ve desteklenmelidir.
 
Arena Yazılım Web Çözümleri