ERGENE İÇİN BİR RAPOR DAHA 10.10.2011 | ÇEVRE MAKALELERİ

 
Doğanın içilecek su kalitesinde Trakyalılara sunduğu Ergene Nehrini tarımsal sulamada bile kullanamayacak hale getirip, yirmi yıldır somut bir çözüm bulamayışımız çevre sorunlarına yönetsel yaklaşımımızın ne kadar düzensiz ve eşgüdümden uzak olduğunun en açık ve bir o kadar da acı örneğidir

Trakya’da Ergene Nehri kaynaklı çevre sorunları yıllardır artan boyutlarda yaşanıyor. Kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar bu konuda araştırmalar yaptı, raporlar, planlar hazırladı ve kararlar aldılar. Ancak hiçbiri çözümü gerçekleştirecek etkinliği sağlayamadı.

Son olarak değerli milletvekillerimizin duyarlılık ve sorumlulukla oluşturduğu TBMM Araştırma Komisyonu Raporunun da öncekilerin akıbetine uğramamasını diliyorum.


Ergene ve Trakya’nın çevre sorunlarını ilk kez 25.2.1988 tarihinde TBMM kürsüsünden dile getiren ve kamu oyu gündemine çıkaran bir Tekirdağlı olarak hala bir çözüm üretilememesinin derin üzüntüsünü yaşıyorum.
 
TBMM Araştırma Komisyonunun genel saptamalarına ve havza bazında bir yönetim anlayışının benimsenmesi önerisine katılıyorum. Sadece Ergene için değil, tüm su havzaları için böyle bir örgütlenme modelini yıllardır ısrarla savundum. Çevre Bakanlığı da böyle bir örgütlenme yerine her ile bir çevre müdürlüğü anlayışını tercih edince işlevli ve etkin olamadı sonunda da kapatıldı.

Raporun en çok tartışılması gereken ve katılmadığım bölümü; “ERGENE NEHRİNİN KİRLİLİĞİNİN YAKLAŞIK % 75 İNİN ÇORLU VE ÇERKEZKÖY BÖLGESİNDEKİ SANAYİ VE EVSEL KİRLİLİKTEN KAYNAKLANDIĞI VE BU KİRLİLİĞİN DOĞRUDAN DENİZE AKTARILMASI İLE NEHİRDEKİ KİRLİLİĞİN BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALACAĞI DÜŞÜNÜLMEKTEDİR. BU BAĞLAMDA; ÖZELLİKLE BU BÖLGEDEN KAYNAKLANAN KİRLİLİĞİN ERGENE NEHRİNE ULAŞMASINI ENGELLEMEK AMACIYLA ARITILMIŞ ATIKSULARIN YAKLAŞIK 20 KM GİBİ BİR MESAFE AŞILARAK DENİZE DEŞARJ EDİLMESİ” önerisidir.

Anlaşılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Haliç’te yaptığı Ergenede tekrarlanmak istenmektedir. Bilindiği gibi Halice gelen bütün atık sular bir kanalla toparlanıp Ahırkapı açıklarından Marmara Denizine verildi.

Bu yaklaşım sorun çözmek değil sorunu gözden uzaklaştırmak, saklamak ve daha da büyümesine yol açmaktır. “Marmara zaten öldü, günde 2,5 milyon ton atık su deşarj ediliyor, bir de Ergenenin pisliğini vermişiz ne olacak?” şeklinde düşünülüyorsa bunun doğaya, insanlığa ve gelecek kuşaklara saygıyla hiçbir ilgisi olmadığı gibi bilimsellikle ve ekonomiye katkı ile de bağdaşması olanaksızdır.

Öncelikle, Marmara bizim iç denizimiz ve toplam su ürünleri üretimimizin %22 sini karşılıyordu. 127 tür kalıcı balığı vardı. İstanbul’un ve kıyıdaki tüm kentlerin evsel atıklarını arıtmadan “derin deşarj marifeti” ile Marmara’ya boca edince kala kala dört tür kalıcı balığa ve deniz analarına kaldık. Şimdi bir de Ergenenin pisliği hazırlanıyor.

Rapordaki bu öneri bizce iki yönü ile de yanlış; eğer arıtılmış atık sular Marmara’ya 20 km yolculuktan sonra gönderilecek ise buna hiç gerek yok çünkü büyük maliyetle kimyasal arıtması da tamamlanan atık su içilecek kaliteye ulaşır. Bu temizlikteki suyu ise Ergene ya da Marmara’ya dökecek kadar zengin değiliz, bu su tekrar üretimde kullanılır. Arıtma ile sadece filtreden geçirip katı maddeleri tutmak kastediliyorsa, bu zaten can çekişen Marmara’ya son ölümcül darbe olacaktır.
 
Bütün bunlar en temel çevresel gerçeği bir kez daha ortaya çıkarıyor;
 
TÜM ÇEVRE SORUNLARI KÜRESEL, ÇÖZÜMLERİ İSE YERELDİR.
 
Ergenenin çözümü de bizlere, Trakya’da yaşayanlara düşüyor.
 
Öncelikle çözümü istediğimizi göstermeli, yerel yönetimlerimizi ortak politikalar geliştirip ortak davranış ve yatırımlar içine girmeğe yönlendirmeli, üretilenlere ulusal ve uluslar arası düzeyde sahip çıkarak destek aramalıyız.20.5.2003
 
Arena Yazılım Web Çözümleri