“FIRKACILIK”

Makaleler / Gazete Yazıları | 05.11.2020

Güneş Gürseler

Sanki “otuzaltı kısım tekmili birden” bir western filmi izliyoruz; “İktidar, Muhalefet Belediyelerine Karşı.”

Yaklaşık bir yıldır bu karşılığın bu kadarı da olmaz dedirten çok sayıdaki örneğini yaşıyoruz. Yasaları kanırtarak yorumlayıp belediyelerin yardım toplama yetkisi olmadığı görüşü uygulamaya sokulduktan sonra şimdi de belediye başkanının belediye meclisine başkanlık etme görev ve yetkisinin kaldırılması gündemde.

“Kazanmadığım seçimin sonuçları geçerli değildir.” anlayışı esas olduğu için kurumlaşmış uygulamaların önemi kalmadı. Niyet edildiğine göre de ne yapıp edip başarılacaktır.

Oysa demokrasi istikrarlı ve kurumlaşmış uygulamalarla gelişir.

Bütün bu yaşananlar demokrasinin Türkiye serüveni sürecinde demokrat olabilmenin, demokrasiyi içselleştirebilmenin ne kadar zor olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Ülke siyasetine hakim olan nezaketsizlik ve kindarlık çizgisinin sürekli yükselmesi çok partili yaşamı geliştirmek yerine “fırkacılık” anlayışını ortaya çıkardı. İnsanlar yanlış olduğunu bile bile gerçekte inanmadıkları, içlerine sindiremedikleri iddiaların peşinden “fırkacılık” inadı içinde kin ve nefretle gider oldular.

“Fırkacılık” kavramı, Anayasa hukukçusu rahmetli Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’nın, ilk baskısı 1964’de yapılan “Devrim Hareketleri İçine Atatürk ve Atatürkçülük” isimli eserinde Meşrutiyet dönemi değerlendirilirken İttihadçılarla (İttihad ve Terakki yanlıları) İtilafçılar (Hürriyet ve İtilaf Partisi yanlıları) arasındaki kindar çekişmelerin karşılığı olarak kullanılmıştır. Rahmetli hocamız, bu çekişmelerin siyaseti “fırkacılık” temeline oturttuğu görüşünü belirterek bu anlayışın sürdürülmekte olmasını eleştirmiştir.

“Fırkacılık, Meşrutiyet’in ham meyvasıdır. Bir siyasal partiyi tutmanın bir çeşit din sayılması demektir. Karşıt parti mensubuna ancak kin ve inatla bakmak demektir. Bu tür bir anlayışa dayanan çok partili rejim memleketi bir cehenneme çevirir. Muhalefet-iktidar ilişkileri bir ölüm kalım savaşı olur. Karşılıklı düşman cephelerin kuruluşu demektir.

Meşrutiyet, soysuzlaştırılmış bir partiler rejimiyle, kolayca bir cehenneme çevrilebilmişti. Siyasal hayat da bir savaş meydanına. Fırkacılığın varmış olduğu en feci sonuç, memleketin ikiye bölünmüş olmasıydı.”

Meşrutiyet’in “fırkacılık” hastalığının 1964 yılında devam etmesini eleştiren hocamız günümüzdeki fırkacılığı görebilse neler düşünürdü acaba? 30.5.2020


Yol Tarifi